HABERLER
DR. EKER: DARBECİLER 15 TEMMUZ'DA TÜRKİYE CUMHURİYETİ'Nİ YIKMAK İSTEDİLER

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın en yakın çalışma arkadaşlarından biri olan ve bir süre öncesine kadar Türk Hükümetinde Bakanlık yapan, 2015 yılından bu yana Türkiye Cumhuriyeti Parlamentosu'nun milletvekili olan Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Genel Başkan Yardımcısı Dr. Mehmet Mehdi Eker, FENA'ya verdiği mülakatta, ''Türkiye'deki başarısız darbenin organizatörlerinin nihai amacı, hükümeti devirmekten ziyade Türkiye'nin egemenliğini yok etmekti'' dedi.

Eker, Yunus Emre Enstitüsü ile Stratejik Araştırmalar Derneği'nin (STRATIS) ortaklaşa organize ettiği ''15 Temmuz 2016- Bütün yönleriyle darbe girişimi'' adlı panele katılmak için Saraybosna'ya geldi.

Dr. Eker, FENA’ya mülakatında, “Bu darbe girişimi ile geçmişte denenen yahut başarılı olanlar arasındaki fark şudur ki,  15 Temmuz’da hedef Türkiye’yi çökertmek, Türkiye’yi yaralamak ve kaotik durumlara ve dış müdahaleye zemin hazırlamaktı. Geçmişteki darbelerin hedefi ise iktidarı değiştirmekti. Bana göre en önemli gerçek burada yatırıyor” ifadesini kullandı.

Muhatabımız, tarihinde ilk kez Türkiye Parlamentosu’nun askeri uçaklar tarafından bombalandığını kaydetti. Dr. Eker de bu olay sırasında meclisin toplantı salonunda bulunuyordu. Millet Meclisi’nin tavanı, ışıklandırma dolayısıyla camdan yapılmıştır. AKP’li bu üst düzey temsilci, uçak bombalarının sadece iki metre daha isabetli  olması halinde, aralarında 40 meclis üyesinin, çok sayıda gazetecinin ve diğer sivillerin bulunduğu binadaki hiç kimsenin hayatta kalamayacağını aktardı.

Eker, “Darbeciler cumhuriyetin kalbini, devletin meclisini bombaladı. Cumhurbaşkanlığı sarayını bombaladı. Polis özel harekat merkezini, istihbarat merkezini, Genelkurmay karargahını bombaladı. Tüm bunlar devletin sembolleridir. Onların hedefi açık bir şekilde görülüyor. Ailesi ile korumasız bir şekilde tatilde olan cumhurbaşkanını öldürmek için özel bir tim gönderdiler. Cumhurbaşkanımız şanslıydı. Çünkü onun ve Genelkurmay Başkanının güvenlik ekibinden kişiler de darbeye karışmıştı.” Şeklinde konuştu.

Türkiye’yi iki temel hususun kurtardığını söyleyen Dr. Eker, “Birincisi, Türk milletinin demokrasi  ve egemenlik hakkı arzusu. İnsanlar egemenlik hakkının kendilerinde olduğunu ve seçimler dışında hiçbir şekilde değişiklik yapılamayacağını söyledi. Eğer bir hükümet değişecekse, buna halk karar verecektir. Yasal ve meşru, başka bir şekilde olmaz. İşte halkın bu arzusu Türkiye’yi kurtardı. İnsanlar sokaklarda yürüdü, hareket halindeki tankların önünde durdu. Bu çok cesurca, kahramanca. Daha önce böyle bir şey, insanların çıplak elleriyle, korkusuzca tankları durdurduğunu görmediniz. Fotoğrafları görmüşsünüzdür. Mesela tank, altına yatan gencin üzerinden geçiyor ama onu yaralamıyor. Daha sonra ikinci bir tank onu yaralıyor. Ya da silahı olmayan beyefendinin fotoğrafını. O ne yaptı? Tişörtünü çıkarıp tankı durdurabilmek için egzozuna sokuyor. İşte bu halkın iradesidir” diye konuştu.

Dr. Eker, Türkiye’yi kurtaran ikinci fikrin ise lider Recep Tayyip Erdoğan’ın gösterdiği cesaret olduğunu kaydetti.

Dr. Eker, “(Cumhurbaşkanı Erdoğan) özel bir televizyon kanalına bağlanarak, ‘Bunlar darbeci, onlara karşı mücadele etmeliyiz’ diyerek halkı sokağa çıkmaya çağırdı. Kendisinin de halkıyla birlikte olacağını söyledi. Çekinmeden, korkmadan ve güçlü bir kararlılıkla. Türk halkı onun sesini duyup cep telefonunda yüzünü gördüğünde, demokrasinin iyiliği, ulusal egemenlik, ülkeyi ve güvenliğini korumak için liderlerini takip etmeleri gerektiğini anladılar. İşte bu iki husus Türkiye’yi kurtardı” ifadesini kullandı.

Darbecilerin her şeyden önce kaos ortamı yaratmak istediklerini ifade eden Dr. Eker, “O zaman iki ya da daha fazla grup dağılarak birbirine karşı savaşacaktı. Öngöremeyeceğimiz durumlara götürecek, kaotik bir ortak oluşurdu” şeklinde konuştu.

‘’Ortadoğu'da 2003'ten bu yana olanları biliyorsunuz. Söz konusu dönem itibarı ile Ortadoğu haritasının değiştirilmesine dair net deliller var. Buna bağlı senaryo, aktiviteler mevcut. Türkiye Ortadoğu ile sınırı olan bir devlet. Sorun şu ki, Türkiye, demokratik şekilde meşru seçilmiş Cumhurbaşkanı ile, hükümeti ile Ortadoğu sınırlarının değiştirilmesine karşı çıkıyor. Bu karşı çıkmanın sembolü ise Cumhurbaşkanımız Erdoğan'dır. Cumhurbaşkanımız bu yüzden, özellikle son 4-5 yıl içerisinde hedef oluyor’’ diyen Dr. Eker şöyle devam etti:

‘’ Gülen'in takipçileri çeşitli devlet kurumlarına sızmış, bu kurumların arasında yargı, istihbarat ve ordu yer alıyor, ancak sadece bunlar değil. Onlar sadece bir düzeyde sızmış değil. Biz onları eğitim sistemi, sosyal işler sistemi, sivil toplumda, medya kuruluşlarında tespit ettik. Günümüzde, bazı gazetecileri yargılarken, onlar gazeteciliğinden değil, terör örgütü üyesi oldukları için, suç işledikleri için yargılanıyor. İşin gerçeği budur. Uluslararası alanda Cumhurbaşkanımız Erdoğan ve AK Parti'ye karşı propaganda ve dezenformasyon yayıldığını görüyoruz, bu propaganda demokrasi ve insan hakları konularında yapılıyor. Bunlar doğru değildir. Darbeciler yaptıkları aktiviteleri organize bir şekilde 4 yıl boyunca manipülasyon yapmış, çeşitli suçlar işleyerek, şantaj, kara para aklama ve yasa dışı dinleme yapmış... Bütün bunları, devlet kurumlarına sızmış sistemin çeşit kısımlarına yerleşmiş örgüt üyeleri organize etmiş.’’

Dr. Eker, Türkiye'nin son olarak demokrasiyi güçlendirme sürecinden geçtiğini hatırlatarak, bunun amacının ülkede asla demokratik olmayan yollarla, darbe ile iktidarı ele geçirme teşebüslerin önüne geçilmesi olduğunu anlattı.

Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yakın çalışma arkadaşlarından biri olan Dr. Eker, FENA’ya verdiği mülataın sonunda şunları dile getirdi:

‘’Bosna Hersek Türkiye için önemlidir. İki ülke arasında önemli iş birliği mevcut. Bu bağlamda, kardeş ülke Bosna Hersek'in gelişmesi için destek olmaya çalışıyoruz. Bosna Hersek vatandaşlarını kardeşimiz olarak görüyoruz, onların iyiliğini istiyoruz. Son yerel seçimlerde, yüksek standartlarda düzenlenen seçimlerden dolayı Bosna Hersek vatandaşlarını tebrik ediyoruz. Bunun gibi seçimler ülkedeki demokrasiyi güçlendiriyor. Bosna Hersek'teki insanlar yakın tarihte ağır bedel ödemişti ve barışta yaşamaları için tek yol, çok etnikli, çok dinli, çok kültürlü toplumdur. Bosnalı vatandaşlara her türlü yardım etmek için buradayız. Kapasitelerimiz çerçevesinde yardım etmek, tecrübelerimizi paylaşmaya hazırız. Bunlar çok önemli, çünkü Bosna Hersek'te barış, Balkanlar'da barış demektir ve bu Türkiye için çok önemli.’’

 

 

 

GENEL GÜNDEM
SİYASİ GÜNDEM
YEREL GÜNDEM